KARAVAN HAYATI AVRUPA TURU 29 ; MEMLEKETE DÖNÜŞ! FİLİBE- EDİRNE- BOLU…

32 GÜNLÜK ÖZLEMİN SONUNDA BİR GÜNÜ DAHA BULGARİSTAN’DA GEÇİRMEK Mİ?- DEVAM MI?

ÇOK ÖZLEDİĞİMİZ VATANIMIZA DÖNMEYE KARAR VERDİK!

Plovdiv (Filibe) çok güzeldi, ancak burada bir gece daha geçirmemiz pek bir değişiklik yaratmayacaktı. Çünkü tarihe tanıklık yapmış böyle güzel bir kenti ya birkaç gün kalarak iyice tanımak, ya da tadı damağınızda kalarak bir günlük ziyaretle ayrılmak gerekiyordu!

Artık çok daha duygusal baktığımız için ikimiz birden “dönelim” dedik. Akşama doğru Filibe’den yola çıktık. Önümüzde 180 km ‘lik bir mesafe, yaklaşık 2 saatlik bir yolculuk vardı! Muhteşem manzaraları daha da güzelleştiren balkan türküleri eşliğinde Edirne’ye doğru yol alıyorduk! Kapıkule ‘ye yaklaşırken bir kez mola verdik. Uzun süredir polis görmediğimiz yolculuğumuzda -otoyolda siper almış- polis radar ekibini, mola verdiğimiz yerin çıkışında gördük.

Sınıra yaklaşırken, özellikle ağır taşıtların oluşturduğu kuyruk gözümüzü korkuttu! Kilometrelerce uzunluktaki kuyruğun yanından yavaş yavaş Kapıkule’ye doğru yol alırken, bir yandan yol üzerinde ihtiyaçları karşılayan bir sektör oluştuğunu da gözlemliyorduk.

Sınır kapısında tam sıra bize geldiğinde memurların nöbet değişim saatiydi ve yaklaşık yarım saat, ekip değişimini bekledik! Yeni ekip göreve başlayınca kısa sürede memlekete giriş yaptık. Artık yorulmuştuk ve bir an önce karavanımızı park edip dinlenmek istiyorduk…

Yolculuğa çıkarken yaptığım araştırmalarda. Edirne belediyesinin Sarayiçi bölgesinde bir Karavan Parkı kurduğunu görmüşüm. Google da beni doğruluyordu. Çok “Zor” yollardan geçtik. Tunca nehrinin iki yakasını tekrar tekrar gördük. Tarihi köprüleri zorlukla aşıp “kamp alanı”na gittik.

Bolca sivrisineğin bulunduğu Sarayiçi’nde konuştuğumuz güvenlik görevlisi, Karavan Parkı’nın sadece Tarihi Kırkpınar Güreşleri sırasında aktif olduğunu, beklediğimiz Karavan Parkı ya da kamping ortamını bulamayacağımızı söyledi! Güvenlik de ayrı ve en önemli sorundu! Hemen internetten arayışımız başladı.

Avrupa’dan Türkiye’ye giriş yapıyorsunuz ve kamp yeri bulamıyorsunuz! Serhat Şehri Edirne’de Kamping bulamamak!

İnternet arayışımızda “Grand Ömür Kamping” dışında bir yer bulamadık. Hemen telefon ettik, Ömür kamping’le konuşmamız gecenin çok ilginç olacağının habercisiydi! Bir gece karavanımızla konaklayıp yola devam edeceğimizi söyledik. Karşı taraftan “18 Avro” sözleri geldi…

gerçekçi fiyatlar!

Bu, Arnavutluk’ta kaldığımız ve muhteşem imkanlar sunan kamping’den daha yüksek, ayrıca hiçbir şey sunmayan bir kamping’in fiyatıydı! Kendi ülkemizde fiyatların, Türk Lirası yerine Avro olarak söylenmesi bizi hep rahatsız eder… Başka çaremiz olmadığını düşünerek Ömür Kamping’e gittik. Ortam zifiri karanlıktı, resepsiyonun ziline basıp uzun süre bekledik. Sonra bir kadın hışımla geldi (Burada ne işiniz var) der gibiydi! Biz memleket özlemi ile hala gülümsemeye çalışırken, hanımefendi kurallarını art arda sıralıyor, ödemeyi peşin yapmamızı istiyordu. Ben, önce tesisi görmek istediğimi söyleyince işler değişti! Ot bürümüş kamp alanda duş – tuvalet gibi üniteleri görmeye çalışırken, “hanımefendi” Bir anda sertleşti, eşinin Hollanda kraliyet ailesinden falan olduğunu söyledi… Bu bardağı taşıran damlaydı.

Biz Atatürk çocuklarıyız. Kendi ülkemizde, hem de sınırdan girer girmez karşılaştığımız bu tutum, anlaşılmaz ve kabul edilemezdi. “Kocası” Hollanda kraliyet ailesinden olan? kadına, bedava bile olsa orada konaklamayacağımızı söyleyip ayrıldık. Çok yakınındaki bir başka kamping, yakın zamanda kapanmıştı. Başka yer yoktu… Edirne Belediyesi de bizi yanıltmıştı- ki bu sorun bir an önce çözülmeli- koskoca kentte bir kamping olmaması üzücüydü! Artık çok yorgunduk, yakındaki ünlü köfteciye gidip, işletmecisinden o geceyi park alanlarında geçirmek için izin istedik.

Güler yüzle karşılandık, -Ömür kamping’e ödeyeceğimizin yarı fiyatına- hem güzel bir yemek yedik hem de geceyi huzur içinde geçirdik…

33 Günlük seyahatin ardından memleketteki ilk gecemiz pek de iç açıcı olmamıştı! Ama sonu, her zamanki gibi güzeldi… Ertesi gün erkenden uyanıp karavanımızda güzel bir kahvaltının ardından yeniden yola koyulduk. Hedef Bolu Avdan Köyündeki Bilimkent Sitesiydi… Dönüşte anne-babamı görecek, ardından Ankara’ya evimize dönecektik…

YANITINIZI BIRAKINIZ