KARAVAN HAYATI AVRUPA TURU 18; PLİTVİCE YOLU VE HOŞ TESADÜFLER!

“Bir ülke turizminin en büyük şansı nedir?” diye sorsanız, ilk cevaplar arasında mutlaka “Plitvice”yeralır!

Sadece Avrupa’nın değil, Dünyanın en özel doğa harikalarından biri Plitvice…

Ljubljana ve Zagrep gibi iki güzel başkentin ardından sırada bir doğa mucizesi vardı!

Avrupa Kıtasının en özel doğa harikalarından biri Plitvice ! Birbirine bağlantılı 16 göl ve sayısız şelale! Çok iyi korunmuş doğasıyla bir mucize… Dubrovnik ve adriyatik adalarından sonra Hırvatistan’ın en ünlü ikinci turistik yeri.
Bu muhteşem yere giderken, seyahatimizin en ilginç anılarından birini yaşadık!
Bazı tesadüfler bana hep dünyanın ne kadar küçük olduğunu anımsatır. Meslek anılarımı yazacağım kitapta böyle birçok olay var.
Birlikte seyahat ettiğimiz Görgün ailesinin kamp ocağı bitmişti. Türkiye’deki ocak başlıkları ile uyumlu olanını bulmak avrupa’da gerçekten çok zor. Bu yüzden aklımıza, Türkiye’de de şubeleri olan Dekatlon mağazası geldi.

Dünyanın ne kadar küçük olduğunu gösteren hoş sürprizlerden!

 Gider gitmez kamp bölümünü bulduk, birçok kamp ocağı vardı, ama bizim aradığımız yoktu! Bizimle ingilizce konuşması için güzel bir genç kızı çağırdılar… Tam sorumuzu sorarken Türkçe “siz türk müsünüz? ” deyiverince başladık gülüşmeye! İrem, dekatlon’da 2 gün önce işe başlamış. Türkiye’de büyümüş Karadağlı-türk asıllı- bir ailenin kızı…

İngilizce konuşurken, aksanımızdan anlamıştı Türk olduğumuzu…

Tesadüfler zinciri bizi İrem ile karşı karşıya getirmişti. Kamp ocağını bulamadık, ama çok tatlı bir türk kızıyla sohbet imkanı bulduk. İrem, bize yardımcı olmak için çok çabaladı. Zagrep’te kamp malzemeleri satan bir mağazanın konumunu verdi. Verilen aslında mağazanın değil, şehir merkezinde ithalatla uğraşan bir büronun konumu çıktı… Tüpü bulamamış, birkaç saat kaybetmiş ama İrem’le tanışma şansı bulmuştuk…

Camp Zagrep’ten Plitvice göllerine 130 kilometrelik, gidiş-gelişli eski bir yolla ulaşılıyor. Dar ve yoğun bir yol. Manzaralar  çok güzel. Öğleden sonra Plitvice’ye ulaştık. Bu arada karşı yönden, Zagrep’e doğru giden çok sayıda Citroen 2cv dikkatimizi çekti. Bizde Dö şo va adıyla bilinen, Almanların “ördek” dediği efsane 2 silindirli otomobiller heryerdeydi. Bir kısmı çekme karavanını taşıyordu!

YOLDAKİ BU YOĞUNLUK, DÖNÜŞ PLANIMIZI DEĞİŞTİRMEMİZE SEBEP OLDU…

   Normalde, aynı yoldan geri dönüp Zagrep yakınlarından Belgrad’a gidecek, ardından Üsküp ve Ohrid’i ziyaret edecektik. Güneybatıya yönelip, Karadağ üzerinden Arnavutluk’a geçmeye, sonra Ohrid ve Üsküp’ü görmeye karar verdik!
 

Bu araç da eski, Doğu bloku döneminden kalma

 
    Plitvice ‘de çok sayıda kamping, otel, motel, hostel var. Biz Bear Kamping‘i tercih ettik. Küçük ve temiz bir aile işletmesi. Yüksek sezonda gittiğimiz için zor yer bulduk. Geceliğine 22 Avro ödeme yaptık.                                                    Garda gölüne nasıl Almanlar rağbet ediyorsa, Plitvice’de de Fransızlar çoğunluktaydı. Citroen 2Cv’lerin aynı haftasonu Zagrep yakınlarındaki Samobor’da 23’ncü Dünya buluşması varmış, 37 ülkeden gelen 12bin civarındaki Döşova, bu yüzden başkent’e akın etmiş. Bunu kamping Bear’da kalan Döşova’cı Fransız dostlarımızdan öğrendik. Belki’de bu yüzden 2Cv’lerin anavatanından gelenlerin sayısı çoktu… Döşova’lar 1948 ile 1990 arasındaki 42 yıl boyunca üretilmiş! 30 temmuz-4 ağustos arasındaki bu ilginç etkinliğin tam ortasına düşmemiz de güzel bir tesadüftü!
zagrep 2cv ile ilgili görsel sonucu
 
    Plitvice göl ve şelalelerine, neredeyse tam bir gün ayırmak gerektiğinden, günün kalan kısmını güzel bir yemeğin ardından dinlenerek geçirdik.


Ertesi sabah göreceğimiz doğa harikası için güç toplamamız gerekiyordu!

YANITINIZI BIRAKINIZ