KARAVAN HAYATI AVRUPA TURU 7; İTALYA / SALERNO-SORRENTO

SORRENTO, İTALYA’NIN EN ÖZGÜN SAHİL KENTLERİNDEN BİRİ.

MUHTEŞEM MANZARALAR EŞLİĞİNDE, TÜNELLER VE DARACIK YOLLARDAN GİTMEYE DEĞER BİR BELDE!

İtalya’nın güneybatı kıyılarından yavaş yavaş kuzeye gitmeyi planlamıştık ama sanırım biraz hızlı çıktık… Alberobello’dan Salerno’ya müthiş manzaralar eşliğinde, hayatımızda gördüğümüz en çok viyadük ve tünel kullanılmış yollardan giderek ulaştık. Yunanistan’da yapıldığı gibi, her 40-50 kilometrede bir para da almadılar. Hatta,  “bu yolları, viyadükleri, tünelleri ve tesisleri yapmışlar, para almayı da hak ediyorlar.” dedik kendi kendimize…

Kamping on board nasıl güzel bir deneyimse, italya’daki ilk iki günde yaşadıklarımız da öyleydi…

YOLLAR VE VİYADÜKLER KONUSUNDA İTALYA ÖRNEK GÖSTERİLEBİLİR!

   Karadeniz sahil yolunu da sık sık andık… Karadeniz’de, italyanların bu rotada yaptığı gibi bir otoyol yapılmış olsa, hem doğayı bozmaz, hem doğa turizmine büyük katkıları olur, hem de çook uzun yıllar minnetle anılırlardı! Yollar, tepeler üzerindeki küçük, tarihi ve şirin kasabaları ile manzara öyle çekiciydi ki biz de bol bol fotoğraf ve görüntü kaydetmeden duramadık…

Amacımız Salerno’ya en yakın yerde kalıp, kenti (özellikle Bizans tarzı Bronz kapıları 1099 yılında istanbul’da dökülüp getirilen) katedrali görmekti. Duomo de Salerno ya da St. Matthews katedrali 1084 yılında yapılmış.

İtalya’daki en güzel ortaçağ katedrali olarak kabul ediliyor ve İtalyan rönesansını simgelediği söyleniyor. 2. Dünya savaşında, 1980 depreminde büyük zarar görüp, aslına yakın şekilde yenilenmiş. Salerno’nun simgesi olan, Vatikan dışında bir Papa’nın(7.Gregory) mezarının yer aldığı tek yer… 56 metrelik Arabik-Norman tarzındaki İlginç kulesi ile dikkat çeken katedral, beklediğimiz gibi etkileyici bir yapıydı.

Salerno şehri, açıkçası bize çok çekici gelmedi. Konakladığımız Camping Salerno Lido da öyleydi. Temizlik konusunu biraz es geçmişlerdi. Sahil, bizdeki halk plajlarını andırıyordu, paralı duşta sorun yoktu ama deniz kıyısındaki ip gibi akan duşu kullanmak çok zordu.

İtalya’ya gidecekler için önemli uyarı; birçok kampingde artık klozet kapağı kullanmıyorlar. Buna göre ya klozet kapak kağıdı ya da bol tuvalet kağıdı bulundurmalısınız. Tuvaletlerde sabun, kağıt, kağıt havlu da beklemeyin.

İTALYA’DAKİ BAZI KAMPİNGLERDE TEMİZLİK KONUSUNDA TEDBİRLİ OLMAK GEREKİYOR!

Kent çok çekici olmayınca, bizim de batıdan kuzeye yönelişimiz hızlanmıştı, ertesi gün Salerno’dan Sorrento’ya geçtik, İtalya’da onca yol yapıp, ilk kez 2,20 Avro’luk otoban parası ödemiştik, ancak kuzeye çıktıkça ödemelerin artacağını henüz tahmin edemiyorduk, artsa da Yunanistan’dakini asla bulmayacaktı…

   Salerno’dan Piano de Sorento’ya Vezüv yanardağı ve pompei manzaralı, bol virajlı ve çok dar yollardan geçerek ulaştık… Sanırım bu seyahatte -ŞİMDİLİK- geçtiğimiz en uzun tünel de bu yoldaydı, 6 kilometre civarındaki tünelin içindeki iniş-çıkışlar, dönüşler fazlasıyla dikkatimizi çekti. Trafik de çok yoğundu.   Piano de Sorrento’dan itibaren, İtalya’nın “Pahalı” kampingleri gerçeği ile göz göze geldik. 

Sunulanları düşünüp, aldığınız hizmet çok zayıf olunca, kamping için neden bu kadar para istendiği konusu tabii ki aklınızın bir yerine takılıp kalıyor…    Yavaş Sorrento, ya da bilinen adıyla Piano di Sorrento’da kampinge yerleşir yerleşmez yürüyüşe çıktık.

    Çok keyifli, sessiz bir kasaba. Manzara öyle güzel ki, sözcüklere dökmek çok zor. Ancak fotoğraf ve görüntülerle anlatabileceğimizi düşündük.

   Denize çok dik, duvar gibi kayalıklar üzerine kurulmuş, daracık yolları ile her ne kadar turizm zengini olsa da, yaşayanlar için zor bir şehir olduğunu düşündük Sorrento’nun… 


  Ama o güzel marinasında denize girmek de büyük keyifti. Deniz seviyesinden yaklaşık 100 metre yukarıdaki asıl yerleşim yerinden plaja inmek tabii ki çok zordu. Bu yorucu yolu yürümeyi, (ya da tırmanmayı)tercih eden gençler de vardı! Biz yaşımız gereği, 50’şer sent verip, denize inen asansörü kullanmayı tercih ettik. Buradaki su altı, seyahate başladığımız andan itibaren gördüğüm en zengin ve temiz olanıydı.

    Bir geceyi daha, Görgün ailesi ile yine çok keyifli bir sohbetle geride bırakırken, sonraki günkü hedefimiz, çok merak ettiğimiz Pompei’ydi…
 
 

YANITINIZI BIRAKINIZ