KARAVAN HAYATI AVRUPA TURU 21; “EL DEĞMEMİŞ” ARNAVUTLUK!

SIRADA “BAKİR”ARNAVUTLUK VARDI. HER ANLAMDA!

KARAVAN HAYATI VE MACERA İÇİN BİRE BİR…

Sözcüklerle oynamayı severim.
Arnavutluk için kullandığım “el değmemiş” sözünü her anlamda algılayabilirsiniz! Hem bakir, hem bakımsız hem de merak uyandıran… Karavan hayatı için bire bir!
Arnavutluk’ta ilk hedefimiz, Dhermi Beach’teki Camp Paradise idi. Navigasyon, 206 kilometrelik mesafeye 3 saat 20 dakikalık bir süre öngörmüştü! Yani saatteki ortalama hızımız 61km olabiliyordu!
İyice dinlenip, öğlene doğru yola çıktık. Yolun ilk bölümü gayet sakin ve eğlenceliydi. Yol kenarında, özellikle minicik mangallarında mısır közleyip satan çocuklar, seyyar satıcılar dikkatimizi çekmişti.

Sınırdan sınıra geçince ülkeler arasındaki fark hemen anlaşılıyor.

Hırvatistan’dan sonra Karadağ sanki bir geçiş ülkesiydi. Arnavutluk’ta ise yoksulluğun, gelir dağılımındaki adaletsizliğin çok daha fazla olduğu, ülkenin hala toparlanma – altyapıyı onarıp yenileme- dönemini yaşadığı hemen anlaşılıyor.Navigasyondaki yollardan genellikle gidemiyorduk, çünkü birçok bölgede yenileri yapılıyordu.

Avlonya kentinin sahil şeridine kadar her şey yolundaydı.

Bu arada, Arnavutluk trafiğinde ilginç bir uygulama var; otoyol gibi geniş ve düz yolda hızla giderken birdenbire hız düşürme tabelaları önünüze gelmeye başlıyor ve hızınızı 40 km/saate kadar düşürmeniz isteniyor.(Yavaşla fıkrasındaki gibi) Hatta bazı noktalarda kameralar var! Önce buna bir anlam veremiyorsunuz. Sonra anlıyorsunuz ki aslında orada minik yan yollar için yapılmış bir kavşak var! Yonca yaprağı ya da alt- üst geçit gibi bir çözüm yerine yan yollardan girip karşı yöne gidecek araçlara imkan sağlamak için böyle bir çözüm üretmişler. Sanırım imkanları artınca bu yollara trafiği kesmeyecek kavşaklar da yaparlar!

YENİ YOLLAR KADAR, KAVŞAKLAR DA LAZIM!

İlk 150 kilometre geride kalırken, sahile yaklaşınca yol giderek daraldı, daraldı ve birdenbire, önceki gece yaşadığımız kabusa döndü! Gidiş-gelişli daracık yolda trafik neredeyse durmuştu…
Son 50 kilometredeydik, tepemizdeki güneş fena yakıyordu ve ilerleyemiyorduk.

O daracık yolda, bulduğu her boşluğa dalan trafik magandaları da cabası! Sağınızdan solunuzdan geçerek zaten kilitlenmiş trafiği daha da felç haline getirenleri gördükçe “biz nereye geldik?” demeden edemedik…
Saatlerce metre metre ilerleyerek, gün ortasında trafiğin neden kilitlendiğini anladığımız noktaya ulaştık. Hatalı sollama sonucu kafa kafaya çarpışan iki araçtı bu durumun sebebi. Kaza yerini geçince trafik yavaş yavaş normale döndü ancak, yine çok vakit kaybetmiştik.

Arnavutluk’taki trafik keşmekeşi neredeyse iki günümüze mal olmuştu.


Çok az yolumuz kalmıştı ve önümüzde bir de zorlu tırmanma etabı vardı. Virajlı yolları severim, ancak yollarda fay kırılması gibi durumlar varsa, işler değişiyor. Zaten virajlarla uğraşırken bir anda kaldırıma çarparcasına bir yükseltiye girmek ya da tam tersine; neredeyse 30 santimetrelik bir basamaktan düşmek gibi! Bu “el değmemiş” yollar gerçekten bizi yormuştu!

Dhermi’ye, öğleden sonra ulaşabildik ve Camp Paradise’ta yer kalmamıştı. Kısa süreli alternatif arayışından sonra Jale Beach’e gitmeye karar verdik. Mesafe 16 kilometreydi ama yine bol bol viraj bizi bekliyordu! Yaklaşık 40 dakika sonra, akşam üstü Camper Camping Jale’ye varabildik.

Yine küçük, şirin ve temiz bir  kampingdi… İsminin, Türk asıllı dedesi İbrahim’den geldiğini söyleyen, Blerim adında bir genç işletiyor kampingi. Kelimenin tam anlamıyla denize sıfırdı! Biz de Kamper’imizi “sahile en yakın” park yerine yerleştirdik.

Manzara muhteşemdi, ama henüz başımıza geleceklerden haberimiz yoktu!
Çok acıkmıştık, Blerim bize sahilde yerel yemekler yapan bir lokantayı tavsiye etmişti. Orada manzaralı, güzel bir yemek yedik.

Arnavutluk mutfağı gerçekten leziz. Fiyatlar da makul. Hatta 1 yıl önceki döviz kurları ile yemek fiyatları bizim için çok daha uygunmuş, sanırım seneye daha pahalı gelecek…

Yemek sonrası sahilde bir keşif yürüyüşü, dinlenme ve gün batımında sessizleşen plajdan Arnavutluk sahillerinde ilk denize giriş!

Jale’yi çok sevdik. Minicik bir sahil köyü gibiydi. Kamping çoğu italyan, birçok ülkeden karavancıyla doluydu.

Denizi de Arnavutluk gibi “el değmemiş”ti; su altında pet şişeler, ambalaj artıkları, plaj şemsiyesi, patlamış plastik simit, batmış su bisikleti gibi orada olmaması gereken birçok şey gördüm şnorkelle yüzerken! Ve turkuaz rengi bu güzelim denize, -aynı benim ülkemdeki gibi- büyük haksızlık ettiklerini düşündüm…

Arnavutluk’taki ilk iki günümüzde, özellikle yollardaki zorluklar bizi çok yormuştu, bu yüzden Jale Beach’te 3-4 gece kalıp, dinlenmek istiyorduk. Ama hava kararınca, acı gerçek ile karşı karşıya, hatta yan yana kaldık! Hemen 20-30 metre ötemizdeki cafe-bar’dan yükselen gürültü ile sohbetimiz yarıda kaldı.

Müzik diyeceğim ama gerçek sanatçılara haksızlık olacak. Bu kuşak farkı da değil, yeni nesilden çok beğendiğimiz müzisyenler var çünkü! Aşırı yükses ses, dayanılır gibi değildi! Bu yüzden çok sevdiğimiz Jale Beach’te sadece 2 gece kalabildik! 2 Geceliğine 26 Avro ödedik, bir de çamaşır makinesi kullanma ücreti 3 avro…

Durumu kampingi işleten Blerim’e anlattığımızda, üzüntüsünü belirtti ve birçok müşterisinin bu yüzden kampingi bizim gibi erken terk ettiğini söyledi. Arnavutluk’ta bu “ses kirliliğine” gece 24.00’e kadar izin veriliyormuş. Blerim de resmi yollardan çözüm bulamamış, bu yüzden Cafe Bar’ın işletmecisiyle kavga bile etmiş ama sonuç nafile! Yine de Jale Beach görülmeli ve Jale kampingde-sahil tarafında olmamak kaydı ile- kalınmalı. Blerim, üç ay önce açtığı bu kamping’de yaşamı kolaylaştırmak için daha çok planları olduğunu söyledi, biz de ona inanıyoruz.

Müzik kirliliği ve yolların zorluğu yüzünden yeni bir plan yaptık.

   O saçma sapan yollara dönmemek için iyice güneye inip, Ksamil’de dinlenecek, sonra Arnavutluk’un orta kısmından kuzeye çıkıp, önce Ohri‘ye sonra Manastır ve Üsküp’e geçecektik… Bu arada Ksamil Karavan Kamping için  özel bir bölüm açmak lazım. Alexandr(kendi deyimi ile iskender) ve eşi Linda bize küçücük bir yerde nasıl güzel bir işletmecilik yapılır? Konuklar nasıl mutlu edilir? sorularının cevaplarını en güzel şekilde verdi!

YANITINIZI BIRAKINIZ